Değerli Muş kamuoyu ve kıymetli Muş Ticaret ve Sanayi Odası üyelerimiz;
Muş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı olarak, Ekim ve Kasım aylarında gerçekleştirilmesi planlanan organ seçimleri öncesinde yaşanan ve kamuoyunda ciddi soru işaretlerine yol açan gelişmeler hakkında açıklama yapma gereği doğmuştur.
Öncelikle bir hususun altını açıkça çizmek istiyorum: Bizim itirazımız herhangi bir kişinin şahsına değil; seçim sürecinde eşitlik, tarafsızlık ve adalet duygusunu zedeleyen uygulamalardır.
Ticaret ve Sanayi Odaları belirli kişilerin veya grupların değil, iş dünyasının ortak kurumudur. Dolayısıyla seçimlerin şeffaf, tarafsız, eşit ve adaylar için aynı kurallar çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerekir.
YÖNETİM KURULU KARARIYLA BELİRLENEN TARİH NEDEN DEĞİŞTİRİLDİ?
Muş Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin 1 Ekim tarihinde yapılması yönünde Yönetim Kurulumuz tarafından karar alınmıştı. Ancak daha sonra, Yönetim Kurulumuzun belirlediği takvim dışında, yetkili makamlarca yapılan değerlendirmeler neticesinde seçim tarihi 19 Ekim Pazartesi gününe alınmıştır.
Kamuoyunun dikkatine sunmak istediğimiz temel husus şudur:
Bu değişiklik yalnızca takvim üzerinde yapılan teknik bir düzenleme değildir. Çünkü 1 Ekim tarihinde oy kullanma yeterliliğine sahip olmayacağı belirtilen bazı firmalar, seçimin 19 Ekim tarihinde yapılması hâlinde oy kullanabilir hâle gelmektedir.
Burada dikkat çekilmesi gereken husus, 19 Ekim tarihinin belirleyici bir eşik olmasıdır. Seçimin 19 Ekim’den önce yapılması hâlinde söz konusu 101 firma oy kullanma yeterliliğine sahip değilken, seçimin 19 Ekim veya sonrasında yapılması hâlinde bu firmalar oy kullanabilir duruma gelmektedir.
Dolayısıyla seçim tarihindeki bu değişiklik, yalnızca takvimi değil, seçmen yapısını ve oy kullanacak firma sayısını doğrudan etkilemektedir.
Bu nedenle kamuoyu adına soruyoruz:
Seçim tarihi hangi gerekçeyle değiştirilmiştir?
Bu değişiklik hangi talep ve değerlendirmeler sonucunda gerçekleştirilmiştir?
1 Ekim’de oy kullanma hakkı bulunmayan 101 firmanın, 19 Ekim’de oy kullanabilir hâle gelmesinin gerekçesi nedir?
Bu değişiklik sonucunda kim veya kimler avantajlı hâle gelmektedir?
Bu sorulara açık, somut ve kamuoyunu tatmin edecek cevaplar verilmesini istemek, kurumumuzun ve Muş iş dünyasının en doğal hakkıdır.
BİZ KİMSENİN OY HAKKINA KARŞI DEĞİLİZ
Özellikle yanlış anlaşılmasını istemediğimiz bir konu vardır: Biz hiçbir firmanın yasal şartları taşıdığı hâlde oy kullanmasına karşı değiliz.
Bizim savunduğumuz ilke son derece açıktır: Seçimin şartları bütün adaylara, gruplara ve oy kullanma hakkına sahip firmalara aynı şekilde uygulanmalıdır.
Ancak seçim tarihindeki değişiklik yaklaşık 101 firmanın daha oy kullanabilir hâle gelmesi sonucunu doğuruyorsa, bunun gerekçesinin kamuoyuna açık ve tatmin edici biçimde izah edilmesi gerekir.
Biz ayrıcalık istemiyoruz; açıklık istiyoruz. Biz sonuç istemiyoruz; adil bir süreç istiyoruz. Bizim talebimiz şeffaflıktır.
PARAVAN ŞİRKET İDDİALARI TÜM YÖNLERİYLE ARAŞTIRILMALIDIR
Seçim sürecinde bazı firmaların ticari faaliyetleri, birbirleriyle olan bağlantıları ve seçim yeterliliklerini kazanma süreçleri konusunda kamuoyuna yansıyan ciddi iddia ve şüpheler bulunmaktadır.
Bu kapsamda; 33 firmanın aynı şahısla bağlantılı olduğu, 20 firmanın akrabalık ilişkileri üzerinden, 10 firmanın ise çalışanları üzerinden bağlantılı bulunduğu ve diğer firmaların da iş veya taşeronluk ilişkileri üzerinden birbiriyle bağlantılı olduğu yönündeki iddiaların ilgili merciler tarafından objektif ve şeffaf biçimde incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Burada herhangi bir kişi veya firmayı peşinen suçlamıyor, herhangi bir iddiayı kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmuyoruz. Tam tersine, bu iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istiyoruz.
Sorularımız açıktır:
Bu firmalar fiilen ve düzenli olarak ticari faaliyet yürütmekte midir?
Seçim yeterliliklerini hangi şartlar altında kazanmışlardır?
1 Ekim’de oy kullanma hakkına sahip olmayan bu firmalar, 19 Ekim’de hangi şartların değişmesiyle oy kullanabilir hâle gelmektedir?
Eğer ortada herhangi bir usulsüzlük yoksa, yapılacak bağımsız ve şeffaf bir inceleme zaten bütün soru işaretlerini ortadan kaldıracaktır.
Kurumların itibarını korumanın yolu soruları görmezden gelmek değil, bu sorulara açık, somut ve belgeli cevaplar vermektir.
Bizim talebimiz kimsenin peşinen suçlanması değil; iddiaların araştırılması, gerçeklerin ortaya çıkarılması ve Muş iş dünyasının zihnindeki soru işaretlerinin giderilmesidir.
BU SEÇİMİN KAZANANI VEYA KAYBEDENİ ÖNCEDEN BELİRLENEMEZ
Muş Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri herhangi bir kişinin, grubun, siyasi veya ticari hesabın doğrultusunda şekillenemez.
“Şu kadar firma oy kullanırsa şu grup avantaj sağlar” anlayışının seçim sürecine hâkim olmasına izin verilmemelidir. Çünkü burada söz konusu olan birkaç oyun hesabı değil, Muş iş dünyasının iradesidir.
Bugün herhangi bir grubun lehine yapılan bir uygulama, yarın başka bir grubun aleyhine kullanılabilir. Bu nedenle bizim itirazımız kişilere değil, ilkesizliğe ve eşitsizlik ihtimalinedir.
İsimler değişir, makamlar değişir, adaylar değişir; ancak kurumların itibarı ve seçimlerin adaletine duyulan güven kalıcı olmak zorundadır.
YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLARAK SESSİZ KALAMAM
Bugün Muş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyorum. Bu makamın sorumluluğu yalnızca kurumu yönetmek değildir; üyelerimizin haklarını, kurumumuzun itibarını ve seçim sürecinin adaletini savunmaktır.
Yönetim Kurulu tarafından alınmış bir seçim kararının sonradan değiştirilmesi ve bu değişikliğin oy kullanabilecek firma sayısını doğrudan etkileyen bir sonuç doğurması karşısında sessiz kalmam mümkün değildir.
Odamızın tarihinde bugüne kadar böyle bir durumun yaşanmamış olması, Yönetim Kurulu kararının hiçe sayıldığı gerçeğini de ortaya koymaktadır.
Bu meseleyi şahsi bir mesele veya adaylık tartışması olarak görmüyorum. Bu mesele, Muş Ticaret ve Sanayi Odası’nın kurumsal iradesi, seçim sürecine duyulan güven ve Muş iş dünyasının iradesi meselesidir.
DİĞER ADAYLARA DA ÇAĞRIMDIR
Bu seçimde aday olan bütün arkadaşlarımıza açık bir çağrıda bulunuyorum:
Hangi grupta olduğumuzdan ve kimi desteklediğimizden bağımsız olarak eşitlik ve adalet ilkesine birlikte sahip çıkalım.
Tüm adaylar aynı şartlarda yarışsın. Hiçbir adaya ayrıcalık tanınmasın.
Bizim mücadelemiz bir seçimi ne pahasına olursa olsun kazanmak için değil, sonucu tartışılmayacak kadar adil ve şeffaf bir seçim yapılması içindir.
Çünkü adil bir seçimde kim kazanırsa kazansın, kazanan Muş iş dünyasının iradesi olacaktır.
SON SÖZÜ SANDIK SÖYLEMELİDİR
Bizim tavrımız nettir.
1 Ekim’de oy kullanma hakkı bulunmayan firmaların, 19 Ekim’de oy kullanabilir hâle gelmesine neden olan şartlar açıkça ortaya konulmalıdır.
Oy kullanacak firmaların durumu tartışmalı hâle getirilmemeli, hiçbir grubun avantajı için seçim şartlarının değiştirildiği yönünde bir algının oluşmasına dahi fırsat verilmemelidir.
Muş iş dünyasının iradesinin üzerinde hiçbir irade olmamalıdır.
Bizim istediğimiz çok açıktır:
Aynı kurallar. Aynı şartlar. Aynı fırsatlar. Özgür irade. Şeffaf seçim.
Ben Erdal Koç olarak, Muş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla; 2018 ve 2022 yıllarında gerçekleştirilen seçimlerde nasıl hiçbir tehdide, baskıya ve dayatmaya boyun eğmediysem, bugün de aynı kararlılıkla Muş iş dünyasının iradesinin üzerinde hiçbir hesabın, baskının veya müdahalenin bulunmasına asla müsaade etmeyeceğim.
Muş iş dünyasının özgür iradesine talibiz.
Herkes için eşit hak istiyoruz.
Kimseye ayrıcalık tanınmamasını istiyoruz.
Ve açıkça ifade ediyorum: Bu seçimde son sözü kişisel hesaplar, çıkar ilişkileri ve masa başında kurulan planlar değil; Muş iş dünyasının özgür iradesi söyleyecektir.
Hangi grup kazanırsa kazansın, özgür ve adil biçimde ortaya çıkan o iradeye saygı duyacağız.
Erdal Koç
Muş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı
12 Eylül 2026