Haberler

MUŞ TSO’DA KVKK FARKINDALIK EĞİTİMİ DÜZENLENDİ

Odaya bağlı üyeler için Kişisel verileri koruma kanunu farkındalık eğitimi düzenleyen MUŞ TSO Başkanı Erdal Koç, dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde kişisel verilerin korunmasının işletmeler açısından vazgeçilmez bir konu haline geldiğini söyledi
Muş Ticaret ve Sanayi Odası (MUŞ TSO), çalışanları ve üyelerine yönelik “Kişisel Verileri Koruma Kanunu Farkındalık Eğitimi” düzenledi. Programa KVKK Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, MUŞ TSO Meclis Başkanı Aydın Çelik, Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Koç, meclis üyeleri ve odaya bağlı üyeler katıldı.
 
MUŞ TSO Meclis Toplantı Salonu`nda gerçekleştirilen program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı`nın okunmasıyla başladı. Eğitim programında, kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasal yükümlülükler, işletmelerin sorumlulukları ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar ele alındı.
“Kişisel verilerin korunması güvenin ve kurumsal itibarın temelidir”
Programın açılış konuşmasını yapan Muş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erdal Koç, dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde kişisel verilerin korunmasının işletmeler açısından vazgeçilmez bir konu haline geldiğini söyledi. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilginin en değerli varlıklardan biri olduğunu belirten Koç, kişisel verilerin korunmasının artık yalnızca hukuki bir yükümlülük olarak değil, aynı zamanda güvenin, kurumsal itibarın ve sürdürülebilir ticaret anlayışının temel unsurlarından biri olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
İşletmelerin müşteri, çalışan ve iş ortaklarına ait bilgileri güvenli şekilde işlemesinin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Koç, 6698 sayılı Kanun`un doğru uygulanmasının hem işletmeleri hem de vatandaşları koruyacağını belirterek şunları söyledi: "İşletmelerimizin; müşterileri, çalışanları ve iş ortakları ile kurduğu ilişkilerde kişisel verilerin doğru ve güvenli şekilde işlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu noktada, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu`nun getirdiği yükümlülüklerin doğru anlaşılması ve uygulanması, hem işletmelerimizin hukuki güvenliği hem de vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerinin korunması açısından büyük değer taşımaktadır."
Oda olarak üyelerin sadece ticari faaliyetlerine değil, değişen mevzuata uyum süreçlerine de katkı sunduklarını belirten Koç, eğitimin bu anlayışın önemli bir parçası olduğunu ifade ederek, "Muş Ticaret ve Sanayi Odası olarak üyelerimizin sadece ticari faaliyetlerinde değil, değişen mevzuata uyum sağlamaları, kurumsal kapasitelerini geliştirmeleri ve güncel gelişmeleri yakından takip etmeleri konusunda da her zaman yanlarında olmaya gayret ediyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu eğitim programını da bu anlayışın önemli bir parçası olarak görüyoruz" dedi.
“Aslında korunan kişisel veriler değil, insandır”
Programın konuşmacısı olan Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ise konuşmasında Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun ortaya çıkış sürecini anlatarak, teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni hakların da doğduğunu söyledi.
Bilir, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının 2010 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle güvence altına alındığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye`de o kadar kanuni düzenleme var, bu kanun nereden çıktı? Aslında Türkiye`de 2010 yılında bir anayasa değişikliği yapıldı. Bu anayasa değişikliği ile getirilen haklarımızdan bir tanesi de kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı. Şimdi biz yaşama hakkını biliriz, ifade özgürlüğünü biliriz, dilekçe hakkını biliriz ama şunu da bilmenizi isterim ki toplum geliştikçe, dünya değiştikçe, teknoloji geliştikçe yeni yeni haklar ortaya çıkmakta."
İnternet ortamında yer alan bilgilerin uzun yıllar erişilebilir durumda kaldığını belirten Bilir, bunun bireylerin hayatını doğrudan etkileyebildiğini ifade ederek şöyle konuştu, "İşte bir olaya karışıyoruz veya bir hata yapıyoruz. Bu haber yapıldığı zaman internete düşüyor. İnternete düşen her şey Google`a düşüyor. O olay kapanıyor. Bir olaya karışmışız, olaydan alnımızın akıyla çıktık ama o haber Google`da yer alıyor. Ne zaman adımızı, soyadımızı yazsalar hemen karşımıza o geliyor. Günümüzde insanlar artık bununla yaşamak istemiyorum diyor."
“Lekelenmeme hakkı da temel haklardan biridir”
Kişisel verilerin korunmasıyla birlikte "lekelenmeme hakkı" kavramının da önem kazandığını belirterek soruşturmaların titizlikle yürütülmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Bilir, "Mesela başka bir hak, lekelenmeme hakkı. Aslında eskiden mahkemeye çıkarırlardı. Fakat iyi araştıracaksınız ki kişi adliyeye bile adım atmamalı. İşte kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, diğer adıyla mahremiyet hakkı. Burada mahremiyeti biz gizlilik anlamında kullanıyoruz. Bunun da anlamı şudur; bana ait verileri, bana ait değerleri benim izin verdiklerim ancak benim hakkımda paylaşabilir" diye konuştu.
Teknolojik gelişmelerin mahremiyet ihtiyacını daha da artırdığına dikkat çeken Bilir, kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasal düzenlemenin de bu ihtiyaç doğrultusunda hayata geçirildiğini belirterek şunları kaydetti, "Teknoloji geliştikçe insanlarda mahremiyet değerleri de yükseliyor. Bu amaçla anayasaya bir hüküm konuyor, daha sonra 7 Nisan 2016 tarihinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çıkarılıyor. Burada aslında korunan kişisel veriler falan değil, aslında kişi. Çünkü bu veriler insana ait değerler. Bu kanun insanın korunmasını gerektiriyor. Mahremiyet yönüyle, gizlilik yönüyle."
"Bu kanun veri işlemeyi yasaklamıyor"
Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun yanlış anlaşıldığını ifade eden Bilir, kanunun veri işlemeyi ya da yurt dışına veri aktarımını yasaklayan bir düzenleme olmadığını söyledi. Bilir, "Pandemi döneminde TOBB ile yaptığımız mutabakat kapsamında Türkiye`deki ticaret ve sanayi odalarına ulaşarak bu kanunu anlatmayı hedefledik. Çünkü bu kanun veri işlemeyi, yurt dışına veri aktarmayı yasaklayan bir kanun değil. Bu kanun artık gelişigüzel ve keyfi veri işlemenin önüne geçmektedir. Belli kural ve ilkeler çerçevesinde veri işlenecektir" dedi.
İşletmelerde kullanılan güvenlik kameralarını örnek gösteren Bilir, kameraların kullanılmasının yasak olmadığını ancak vatandaşların bilgilendirilmesi gerektiğini ifade ederek şu ifadelere yer verdi, "Bir fabrikanız var. O fabrikanın etrafına, ortak alanlarına kamera sistemleri kurabilirsiniz. Buna hiçbir engel yok. Ama kişilerin de şunu bilmesi lazım. Burada kamerayla görüntü alınacak. Oraya bu kanunun getirdiği şekilde bir ikon ya da bilgilendirme yazısı koyacaksınız. Ayrıca kamera açıları komşunun evini gözetlemeye dönüşmeyecek şekilde ayarlanmalıdır."
"Görüntüler herkese verilemez"
Kamera kayıtlarının paylaşılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bilir, görüntülerin yalnızca yetkili makamlar tarafından talep edilebileceğini belirtti.
Ticaret ve sanayi odalarının da üyelerine ait verileri yalnızca kanunun öngördüğü amaçlar doğrultusunda işleyebileceğini belirten Bilir, veri güvenliğinin sağlanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, "Ticaret ve sanayi odalarının işlemesi gereken veriler var. Bunlar o amaçla işlenebilir. Birisi gelip bu verilerin tamamını istediğinde veremezsiniz. Bunun güvenliğini de sağlamak zorundayız" dedi.
"Kişisel veriler dolandırıcılık ve manipülasyon için kullanılabilir"
Konuşmasının sonunda bireysel farkındalığın da büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Faruk Bilir, kişisel verilerin ilgisiz kişilerin eline geçmesinin ciddi riskler oluşturduğunu söyleyerek şunları kaydetti, "Mekânsal mahremiyet olabilir. Evimizi korumak için kamera sistemi kurabiliriz, yüksek duvarlar yaptırabiliriz. Ama kişisel mahremiyet için de birtakım tedbirler almamız gerekir. Telefonumuzu birileri bilecek, fotoğrafımızı birileri çekecek. Burada mesele ilgisiz kişilerin bize ulaşmasıdır. Çünkü üçüncü kişiler bu verilerimiz yoluyla bizi dolandırabilir, manipüle edebilir. Eğer bu veriler doğru ve güncel tutulmazsa biz zarara uğrayabiliriz."
17 Temmuz 2026